Archive by Author
15. May, 2012

Edirne’de Kakava Şenlikleri | Hıdrellez

Edirne’de Kakava Şenlikleri | Hıdrellez

Önümüzdeki sene için kaçırmamanız gereken bir öneri geliyor şimdi.

Hem de çok yakınımızda. Ben hemen hemen her hafta sonu başka bir programım yoksa Edirne’deyim. Bu sefer ise detaylı bir programı tamamlayacağım. Çocukluğumda Buçuk Tepe civarında Edirne Çingenelerinin kutladığı Kakava son birkaç yılda biraz daha kapsamlı hale gelerek şehir dışından da misafirlerin gelişi ile daha coşkulu kutlanır oldu. Bu sene biz de bu kutlamanın bir parçası olarak önce sitemizdeki ateşten atladık, daha sonra gece gül ağacı dibine dileklerimizi yazdığımız kağıdı gömdük. Sabah gün doğmadan da gömdüğümüz yerden kağıdımızı alıp Sarayiçi’ne çingenelerin baharı karşılama ritüelini izlemek için yola koyulduk. Ben bu kadar büyük bir kalabalıkla karşılaşacağımı açıkçası hiç tahmin etmiyordum. Birkaç internet sitesinde öncesinde okumuştum 750 fotoğrafçının Edirne’ye bu şenlikleri izlemeye geleceğini. Doğruymuş, daha etraf karanlık her köşeden ayrı bir müzik sesi geliyor, özene bezene giyinmiş kızlar, çalgıcılar, saçlarına yapraklar takmış keyifli insanlar, merakla etrafını izleyen turistler. İlk işimiz gül ağacı dibinden çıkarttığımız dileklerimizi Tunca nehrine atmak oluyor. Haydi bismillah.

Çingeneneler öyle eğlenceli, öyle keyifliler ki hangi birine bakacağımızı şaşırıyoruz. O arada güneş de doğmak üzere, yılın bereketli, keyifli, iyi ve güzel geçmesi için gelin olmak isteyenler gelinlikleri ile, Tunca nehri kenarında yüzlerini yıkayarak kimi de suya atlayarak ritüelini tamamlıyor. Sonrası mı bolca oyun havası. Fotoğrafçılara güzel malzeme.

Seneye mi? Yine oradayım, hatta sizi de alıp götürsem ne güzel olur. Mayısın ilk Pazar gününün sabahı, hatta program dopdolu, tüm hafta sonu boyunca şehir içinde etkinlikler var. Konserler, dev Hıdrellez ateşi, çalgıcılar yine tüm şehrin içinde eğlenceli bir şekilde geziyorlar. Tam bir şenlik havasında geçiyor. Edirne’ye gelmek çok kolay, eğer uzaktaysanız önce İstanbul’a uçak bileti bulmak için, uçak bileti sorgulama sitelerine bakabilirsiniz. Başta THY uçak bileti olmak üzere  bir çok havayolu için en uygun biletler mevcut. Sonrası için de ister otobüsle, isterseniz de araç kiralayarak 2-3 saatte Edirne’ye varmış olursunuz. Konaklama mı? Onu da gelmeden önce organize etmek şart zira Kakava şenliklerinin olduğu hafta sonu otellerde yer bulmak imkansız gibi bir şey.

09. May, 2012

En farklı balayı rotaları*

En farklı balayı rotaları*

Avrupa’nın bir numaralı uçak bileti arama motoru Skyscanner, evliliklerin yoğunlaştığı ilkbahar-yaz döneminde yeni evli çiftlerin işlerini kolaylaştırmak ve onlara farklı seçenekler sunmak için özel balayı rotalarını derledi.  Bu listedeki rotasyonlarda farklı, heyecanlı ve unutulmaz bir balayı yaşanırken, en uygun uçak biletine Skyscanner.com.tr adresinden kolayca ulaşılıyor.

Seyahat etmek isteyenlere 1000’i aşkın havayolunun milyonlarca rotası için en ucuz uçak bileti alternatiflerini sunan Skyscanner, aynı zamanda sık sık derlediği tatil rotaları ile de kullanıcılarına yol gösteriyor. Skyscanner, evliliklerin yoğunlaştığı ilkbahar-yaz döneminde yeni evli çiftlerin klasik bir balayı yerine daha heyecanlı, farklı ve çekici bir balayı yaşayabilecekleri rotaları derledi.

Güney Afrika’da doğal hayatın kapılarını Safari ile aralayın

Devir değişti, bütün yıl çalışanlar için balayı sadece kısa bir tatil değil, bütün yılın yorgunluğunu atmak ve yeni deneyimler yaşamak için de önemli bir fırsat.  Yaşlı kıta Afrika ise balayı çiftlerine unutulmaz günler yaşatacak başlıca bölgelerden biri. Afrika ile tanışmak isteyenler için ise el değmemiş güzellikleri, vahşi doğa hayatı ve sıcakkanlı insanları ile Güney Afrika en uygun yer. Doğal parklarda yaşayan aslan, fil, leopar, bizon gibi vahşi hayvanları görmek, teknolojiden ve modern zamana ait birçok araçtan uzak birkaç gün geçirme olanağı bulmak Güney Afrika’da tatil için yeterli. Öte yandan Afrika; yemekleri, içecekleri ve müzikleriyle de değişik bir tatil için gereken her şeye sahip.

Küba’da farklı bir dünya

Dünyanın en kendine has ülkelerinden biri olarak anılan Küba, gezginlere farklı deneyimler vaat ediyor. Özellikle de yemekleri, gece hayatı ve farklı müzikleriyle ünlü  Küba’nın başkenti Havana. Pahalı purolarıyla ünlü olan Havana, harika bir denize, güneşe ve iklime sahip. Küba’ya gitmişken Che Guevara’nın mezarını ziyaret etmek ve hayatı hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler ise Küba Devrimi’nde önemli bir yeri bulunan Santa Clara şehrini de ziyaret edebiliyor.

Gizemli Phuket Adası’nda unutulmaz anlar

Tayland’ın Phuket Adası ise egzotik ortamı, gizemli insanları, denizi, güneşi ve doğal güzellikleriyle balayı için tercih edilecek rotalardan.  Denizin üzerine kurulmuş küçük kulübeleri ve su altı sporları ile ünlü olan Phuket Adası aynı zamanda dünyadaki en iyi 10 dalma mekânlarından da biri.  Dövmecileriyle ünlü olan adada, usta ellerden çıkan benzersiz figürleri dövme olarak yaptırmak mümkün.

Las Vegas’ta gece hayatı başkadır

Daha “çılgın” bir tatil isteyenler için belki de en doğru adres ABD’nin ünlü kenti Las Vegas. Amerika’nın çölleri üzerine kurulan bu pırıltılı şehir aslında Amerikan rüyasının da bir simgesi. Özgürlükler kenti Las Vegas, ani nikâhları, ertesi sabah hatırlanmayan geceleri ve farklı konseptlerdeki dev otelleriyle meşhur.  Temel geliri turizm olduğu için gezginlere sunduğu hizmetler açısından son derece başarılı olan bu kentte uygun fiyata bir limuzin kiralayarak, mekanları dolaşmak ve uygun sayılabilecek fiyatlara harika otellerde yemekler yemek mümkün.

Tibet’in maneviyatı herkesi etkiliyor

Farklı kültür ve inanışlara yolculuk yapmak isteyenler için belki de en doğru adres Tibet. Dalay Lama felsefesinin anavatanı Tibet’teki tapınaklar ve Tibet rahipleri hemen hemen tüm ziyaretçileri derinden etkiliyor. Bununla birlikte doğal ve otantik yaşamı, köyleri, çadırları ve mütevazı insanlarıyla Tibet, ziyaretçilerine unutulmaz bir kültürel gezi olanağı sunuyor.

Seyşellerin sade güzelliği kalbinizi çalacak

Sunduğu muhteşem görsellikle ziyaretçilerinin kalbini hemen çalan Seyşeller, Hint Okyanusu’nda sayıları 115′i bulan bir ada ülkesi. Türklerden vize istemeyen bu ülkede, çok özel kuş türleri,  150 çeşit tropikal balık ile dalış için doğal ve elverişli bir ortam bulunuyor. Maviyle yeşilin kucaklaştığı bir konsept sunan eşsiz Seyşeller doğasında keşif yapmak isteyenler bu ülkede unutulmaz bir tatil olanağı buluyor.

*Bu bir bültendir, yazı konusu çok keyifli olduğu için hemen paylaşmak istedim.

19. Nis, 2012

Komshi’de geçen 2 gün | Bulgaristan

Komshi’de geçen 2 gün | Bulgaristan

Yorucu olacak biliyorum. Cuma gecesinden yola çıkarak sabah gibi Sofya’da olacağız ki o da Kapıkule’den eğer fazla beklemeden geçiş yapabilirsek. Cumartesi ve Pazar günlerini Bulgaristan’da geçirip, Pazar gece yarısı gibi İstanbul’a geri dönmüş olacağız. Zaman belki kısa ama ne yalan söyleyeyim çok da hevesli değildim Bulgaristan’ı görmeye. Şehir Fırsatı’ndan aldığımız ucuz kupon ile gidiyoruz. Büyük ihtimalle ucuz etin yahnisi olacak ama olsun Özlem, Tülin ve ben eğlenmesini beceririz diye düşünüyoruz.

Aynen tahmin ettiğim gibi Kapıkule’den geçiş şıp diye olmuyor. Daha doğrusu Türk tarafından geçişte sorun yok da pejmürde Bulgar gümrüğü bir garip. Hem yavaş, hem de bakımsız binalar içinde ne bileyim insan kendini pek iyi hissetmiyor. Bizim tarafla gurur duyuyoruz. İşlemler bittikten sonra durmak yok yola devam. Allahtan yol boyunca uyuyorum. Sabah saatlerinde Sofya’ya giriyoruz. Komünist rejimin etkisi şehrin girişinde hakim. Büyük binalar, tren gibi sıralanmış, hepsi soluk, dökük, çirkin ve ürkütücü görüntüde. Batı Avrupa ülkelerindeki zenginlik, refah, estetik yok burada. Güzel bir insan görmek de güç. Eski rejimin kokusu üstlerine sinmiş, kolay kolay çıkmayacak gibi görünüyor.

Sofya küçük bir şehir, merkeze geldikten sonra otobüsten inip hemen rehber eşliğinde tarihi yerleri gezmeye başlıyoruz. Kocaman meydanlar ve geniş bulvarlar. Hoşuma gidiyor. Önce Sveti Aleksandır Nevski kilisesini görüyoruz. Şu ana kadar gördüğüm en ihtişamlı kiliselerden biri. Ortodoksların paskalyası da bizim orada bulunduğumuz hafta sonuna denk geliyor. Aslında şehrin sakin ve boş olmasının sebebi de bu belki de.  Kilisede dua edenler çok. İçini dışını tavaf ettikten sonra hemen aynı meydanda bulunan Aya Sofya kilisesini de geziyoruz. Tam biz içeri girdiğimizde Bulgar bir çift çocuklarını vaftiz ediyor. Ne hoş! Bizim saygılı Türk arkadaşlarımız da video, fotoğraf çekiminde. Hiçbir yerde hiçkimseye saygımız yok. Dini bir rituel gerçekleşirken bu şekilde insanları rahatsız etmek. Bunun onlar için ne kadar özel bir tören olduğunu düşünememek bir tek bize mahsustur herhalde…

Yine aynı meydana paralel olan ve altın kubbesi ile dikkat çeken Rus Ortodoks Kilisesine doğru yürüyoruz. Allahtan şemsiye yanımda öyle bir yağmura denk geliyoruz ki sırılsıklam olmamak elde değil. Bu güzel günü biraz kısıtlı geçirmemize sebeb oluyor bu yağmur, hatta dolu yağmuru. Şiddeti azalınca hemen hızlıca Dondukov caddesindeki Cumhurbaşkanlığı, meclis binası ve diğer müze binalarını dışından görüyoruz. Hepsi bakımlı, pırıl pırıl. Bir de güzel mi güzel bir tiyatro binaları var. Fotoğrafçılar için ideal noktalardan biri. Bu tarihi alanları da gezdikten sonra tur grubundan ayrılıp gezi öncesinde bana ipuçları veren Yanitsa sayesinde Happy Grill&Bar’a karnımızı doyurmaya geçiyoruz. Size yediklerimizizn muhteşemliğini anlatamam. En güzeli de ucuz olması. Bulgaristan’da Euro değil Leva geçiyor ve Eurolarınızı da casinolarda Leva’ya çevirebilirsiniz. Ucuz memlekette seyahat etmek, gezmek çok güzel bir duygu. Hesabı düşünmeden istediğin kadar ye iç, taksiye bin, bir şeyler al, komik rakamlar.

Yemek sonrası Vitoshka caddesinde mağazalara girip çıkıp biraz nefsimizi körledikten sonra taksi ile Romans pastanesine, Sofya’nın Vitoşa dağının eteklerine doğru gidiyoruz. Yine muhteşem tatlılar yiyip, az hesap ödeyerek akşam üzeri otelimize geri dönüyoruz. Turumuzun içinde otobüs yolculuğu ve Dedeman’da 1 gece OK konaklama mevcuttu. Otel gayet sorunsuzdu. Akşamı da otelin kumarhanesinde eğlenerek geçiriyoruz. Sabah kahvaltı sonrası yeni şehrimize doğru yola çıkıyoruz. Yolda etrafı, güzel baharı izleyerek Plovdiv’e yani Filibe’ye varıyoruz.

Plovdiv eski Osmanlı evleri ile meşhur bir kent. Pek çok yerde Osmanlı eserleri gözünüze çarpıyor. Oldukça keyifli minik bir kent burası. Rehberimizden bağımsız kendimize göre geziyoruz şehri. Pazar günü ama diğer Avrupa şehirlerine göre etraf cıvıl cıvıl, mağazaların da çoğu açık. Hatırlıyorum Floransa’da hafta içi 3 gün boyunca kapalı dükkan görmüştük, ben orada olduğum sürece bir türlü açamadı adam. O ayakkabılar kaldı hayalimde. Plovdiv’de de güzel güzel yemeğimizi yiyip, şarabımızı içiyoruz. Bu turda en sevdiğimiz yediğimiz lezzetli yemekler oldu hep. Bulgarların meşhur üzümü Mavrud’dan yapılmış olan şaraptan 1 tane de ev için alıyorum. Acaba bu akşam açıp içsem mi?

İki koca gün böyle geçiyor işte. Bulgaristan tahminimin üstünde bir keyif veriyor bana. Gitmek isteyen varsa haber versin belki yeniden gelirim.

03. Nis, 2012

Vize istemeyen ülkeler

Vize istemeyen ülkeler

Çok üzücü ki Türkiye vatandaşı olarak vize sıkıntısı yaşıyoruz. İstediğimiz an bir yere gitme lüksümüz yok. Hatta illa aldığın ülkeden girmek durumundasın gibi psikolojik bir baskı bile var. Pasaport kontrolünde sorular sorular. Ne için geldin, ne kadar kalacaksın, nerede kalacaksın, dönüş biletini göster. Biletini neyle aldın, kaç para ödedin? Almadan evvel bin ayrı evrak, yok bankada para bulundur, ev tapuları, araba ruhsatları, hazırla dur. Sonra da dua etmeye başla inşallah uzun süreli verirler diye. Bildiğin eziyet. Bir de vize istemeyen ülkeler var geçtiğimiz birkaç yılda sayıları biraz daha arttı. Ancak Bakın bakalım ilginizi çeken bir ülke var mı içlerinde. Ya da muhteşem memleketler ancak o kadar uzaklar ki uçak biletleri servet boyutunda. Mesela listedeki Hırvatistan bizimle aynı anda Avrupa Birliği ülkesi olmak için başvurdu ve çok yakında bu listeden çıkıp schengen ülkesi olacak. Vize şartı gelmeden gidip görmeli.  Özellikle Dubrovnik uçak biletinizi alıp, şu an oldukça popüler olan bu destinasyonda keyifli bir tatil geçirebilirsiniz. Bir de Balkanlar için bolca tur var, 7-8 günlük muhteşem turlar. Kaçırmamak lazım. Listeyi dış işleri bakanlığının web sitesinden aldım. Sürekli güncellenmekte olduğu notu ile birlikte.

  • Arjantin
  • Antigua- Barbuda
  • Arnavutluk
  • Bahamalar
  • Bahreyn (Vizeyi ülkeye girdiğiniz an, giriş kapısında alabilirsiniz)
  • Barbados
  • Belize
  • Bolivya
  • Bosna-Hersek
  • Brezilya
  • Ekvador
  • El Salvador
  • Fas
  • Fiji
  • Filipinler
  • Guetemala
  • Güney Afrika Cumhuriyeti
  • Güney Kore
  • Gürcistan
  • Haiti
  • Hırvatistan
  • Honduras
  • Hong Kong
  • İran
  • Jamaika
  • Japonya
  • Karadağ
  • Kazakistan
  • Kenya (50 USD karşılığı, giriş kapısında vize alınabilir)
  • Kırgızistan
  • Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
  • Kolombiya
  • Kosova
  • Kosta Rika
  • Libya
  • Lübnan
  • Makau Özel İdare Bölgesi
  • Makedonya
  • Maldivler
  • Malezya
  • Mauritus
  • Nikaragua
  • Palau Cumhuriyeti
  • Paraguay
  • Rusya Federasyonu
  • St. Vincent-Grenadines
  • St. Lucia
  • Seyşeller (Sınır kapısı girişinde vize alınabilir)
  • Singapur
  • Sırbistan
  • Solomon Adaları
  • Sri Lanka
  • Suriye
  • Svaziland
  • Şili
  • Tayland
  • Trinidad-Tobago
  • Tunus
  • Tuvalu
  • Ukrayna
  • Uruguay
  • Ürdün
  • Venezuela
  • Vietnam
  • Zambiya (Sınır kapısı girişinde vize alınabilir)

Haydi seçin bir yer! Skyscanner gibi uçak arama motorları ile uygun uçak biletleri de buldunuz mu tamamdır. İyi gezmeler!

26. Mar, 2012

İstanbul’da yapılması gerekenler

İstanbul’da yapılması gerekenler

Yıllar önce böyle bir liste yapmıştım. Bahar geliyor, güncellemek lazım.

Bu listede gidilmesi, görülmesi, yenilmesi, içilmesi, bakılması, alınması tavsiye edilen şeyler, belirli bir yükleme bağlı değil…

Keyfin hepsini kapsıyor. Seçim size kalmış, aklımdan uçan, giden eminim başka güzellikler de vardır. Şimdilik bu kadar. Önerilerinizi eklerseniz çok sevinirim.

 

  • Farklı mevsimlerde ada gezisi. Kışın, yazın, baharda. Hepsi ayrı güzeldir. Hatta sabahın 7′sinde AyaYorgi’de ayine katılmak bile var içinde. Bisiklet kiralamak, bira – patates ya da midye tava yemek. (23 Nisan ve 23 Eylül’de Kilisede özel ayinlere katılabilirsiniz)
  • Sultanahmette Nisan ayında küçük barlarda keyif yapmak. Özellikle terası olanlara gidip, akşamüstünden gece yarısına kadar hafif üşüyerek keyif yapmak. Hatta tarih Anzac Day’e yakınsa Yeni Zellanda’lı, Avustralya’lı arkadaşlar edinmek. (24 Nisan Anzac Day)
  • Yine Sultanahmet- Cankurtaran sahilinde yürümek, hatta kayalara oturup iyot kokusunu içe, derinlere kadar çekmek. Ele kutu bira ile.
  • Aynı mıntıkadan devam ediyorum, Gülhane parkında baharda dolanmak. Lunaparkta birkaç delilik yapmak:)
  • Vee Eminönü, Mısır çarşısı, Kapalıçarşı civarında serseri mayın gibi dolanmak. Bilinmeyen sokaklara girip çıkmak. Kaybolma korkusu olmadan. Ayakta parmak arası terlik, şort ve basit bir tshirtle. Hatta çantasız. Elleri kolları sallaya sallaya…:) Oradan Nurosmaniye kapısından çıkıp Starbucks’a uğrayıp buzlu bir kahveyi yol boyunca sonuna kadar içmek. Hamdi restoranda kebap yenilebilir. Kapalıçarşı içinde açılan kafelerde kahve içilebilir. 
  • Topkapı Sarayı bahçesinde dolanmak. Yere oturup gelen geçene bakmak. BKG’den güne özel hediyeler almak.
  • Arkeoloji müzesi bahçesinde uykulu bir öğleden sonra oturup, serinlemek, sessizlikte bambaşka yerlere gitmek…Düşünmek, hatta zor kararları orada vermek. Belki bir gün yazarım sene 2003′tü. Aynen bir öğleden sonra oturdum 2 saat kadar aynı bankta. Düşündüm durdum. Çok keyifliydi.
  • Bebek sahilinden Beşiktaş’a kadar yürümek. Vakit varsa Beşiktaş’tan motorla karşıya geçip, Kanaat’ta bir şeyler yemek. Ayva tatlısı muhteşem.
  • Anadolu Kavağı’na gidip balık yemek, öncesinde yürüyerek kaleye çıkmak, terlemek, hafif rüzgardan etkilenip acaba hasta olur muyum diye düşünmek. Yukarıdaki çay bahçesi açıksa güzeeel bir çay içmek. Balık sonra, aşağıda. Balık üstüne de bir waffle çakmak:) Sonra 15:00′teki vapurla Eminönü’ne geri dönmek… Ya da gün batımına kadar kalmak oralarda.
  • Boğaziçi köprüsünden motosikletle geçmek. Yürüyerek geçmek, koşarak geçmek. Bunların hepsini hem gündüz hem de gece yapmak. Avrasya koşusu her sene Ekim ayında yapılıyor, kayıt olmak, kaçırmamak.
  • Cihangir’de ara sokaklarda dolaşmak. Tophane üzerinde kalan salaş çay bahçesinde zenciden çay içmek. Kötü bir çay ama manzara şahane.
  • Galata kulesine senenin farklı günlerinde ve farklı saatlerinde çıkmak. Yazın, kışın baharda, akşam, sabah, öğlen. Hepsi birbirinden güzel… Bol fotoğraf çekmek o arada.
  • Beyoğlu’nda yine dar, bilinmeyen sokaklarda serseri mayın gibi dolanmak. Küçük dükkanlara girip çıkmak. Çukurcuma’ya kadar inmek.
  • Karaköy civarındaki restoranlara gitmek. Karaköy Lokantası, Bej, Maya, Namlı Gurme vb. Dahası da yakında açılacaktır eminim. İnanılmaz popüler bir lokasyon oluyor.
  • Balat’taki köşede yer alan ismini unuttuğum, öğleden sonra 4′te kapanan salaş, tarihi ve bir o kadar da meşhur köftecide köfte yemek. Selamımı da söyleyin.
  • Cihangir’de Bilsak 5.Kat’ta yazın bir drink almak:)
  • Gay barlardan birine muhakkak en azından hayatta 1 kere gitmek. 20′li yaşlardayken Telve’ye gitmiştik birkaç kez. Çok eğlenmiştik.
  • Leb’i Derya’da bir akşam üstü bir şeyler yiyip, içmek.
  • Pierre Loti’ye çıkmak. Ama alkol yok:(
  • Çubuklu Hayal kahvesinde Türk rock yıldızlarından birinin konserine gitmek. Şebnem Ferah olabilir.
  • Yazın Burç Beach’te sabah erkenden güneşlenmeye başlamak. Denize girmek, dalgalarla oynamak. Akşamın son saatine kadar orada vakit geçirmek. (Trafiği hesap etmek)
  • Çengelköy, Kuzguncuk civarlarında yaya olmak.
  • Kanlıca’ya muhakkak uğramak.
  • Şile civarlarına gitmek. (Ağva’ya hiç gitmedim o yüzden bir şey diyemiyorum)
  • Yazın akşamüstü boğazda açık mekanlarda yine drink almak:) Mohito olabilir ya da sandoz. Gerçi her ikisini de ben akşam üstleri plajlarda içmeyi seviyorum.
  • Bebek’te mini dondurmadan karamelli, antep fıstıklı, kaymaklı dondurma yemek. Muhakkak sos da koydurmak.
  • Maça gitmek. Galatasaray’ın olursa daha da keyifli geçer. Milli maçlar da güzeldir.
  • Kuruçeşme’de konsere gitmek. Yaz günü yine.
  • Kısa yolları bilmek, oradan oraya kestirmelerden gitmek. Yanında oturana hava atmak, bak seni nasıl da getirdim buraya diye.
  • İstinye Parkta dolanmak. Ucuzluk zamanı alışveriş yapmak..
  • Galata köprüsünde yürümek.
  • Karaköy civarında dolanmak. Şimdi Bankalar caddesi de yakında trafiğe kapatılacak, görün nasıl güzel olacak oralar da.
  • Santral İstanbul’a Efes One Love’a gitmek.
  • İstanbul Modern’de gezmek. Çok anlarmış gibi eserlere bakmak.
  • Müze demişken Sabancı müzesine gitmek.
  • Emirgan’da Sütiş’te su böreği ya da krem karamel, kahvaltıda menemen de olabilir.
  • Rumelihisarında Kale’de erken saatte kahvaltı etmek.
  • Sabahın 5′inde boğazda arabayla dolanmak.
  • Rumelifenerine yaz, kış farketmez gidip dolanıp gelmek. Garipçe köyüne uğramak. (Kahveye uğramadığı için pişman olmak)
  • Büyükçekmece’de Akçaabat köftesi yemek.
  • Kemerburgaz’da her sene Mayıs sonuna doğru yapılan Chill Out festivaline katılmak.
  • Sapphire binasının en üstünde bulunan seyir terasından İstanbul’a şöyle bir bakmak. İÇindeki similatöre de muhakkak girin. Oldukça etkileyici.
  • Balık ekmek yemek.
  • Gezmek, gezmek, gezmeeek, hep gezip enerji almak bu güzel şehirden…

 

 

06. Mar, 2012

Komşu’da karnaval

Komşu’da karnaval

Bir hafta sonuna hem Selanik’i hem de İskeçe Karnavalını dolu dolu bir şekilde sıkıştırmak? Evet oldu bu. Hatta sabah Kavala’da kahvaltı ile Cumartesi tüm gün ve gece Selanik, akabinde Pazar tüm gün de İskeçe’de geçti. Hızlı bir tur!

Senede 1 kez Şubat ayının son Pazar günü yapılan geleneksel karnavalın hikayesi Meryem Ana’nın oğlu İsa’nın öldürüleceği ile ilgili dedikodulara dayanıyor. Meryem oğlunu ve diğer çocukları rengarek boyayarak onu öldürmek isteyen insanlardan koruma çabasına giriyor. 10 gün süresince İsa’yı yüzü boyalı şekilde sakladıktan sonra dedikoduların asılsız olduğunu öğrenince şükür orucu tutmaya başlıyor.  Karnaval ve 10 günlük oruç, temiz Pazartesi ve sonrasın da Paskalyaya kadar dayanan, hayvansal gıdadan uzak yaşam ile Hıristiyanlarda bu geleneksel hale geliyor. Biliyorum iyi bir hikaye anlatıcısı değilim. Mazur görün.

Gelelim gezimize, Kavala ve Selanik her zaman olduğu gibi keyifli ve güzel iki şehir. Batı Trakya’da görmediğim kentlerden biriydi İskeçe. Karnaval bahanesi ile o da listed yanına çentik atılanlar arasına girdi. Karnaval nasıl mı? Rengarenk, coşkulu, neşeli, maaile, yeme içmeli, cıvıl cıvıl, eğlenceli. Özellikle çocuklar için çok çekici. Hepsinin yüzü gözü boyalı. Kimi superman kostümü ile, kimi prenses olmuş kimi ise ışın kılıcı elinde dünyayı değiştirme derdinde.

Biz kendimize biraz yüksek bir yer bulup kortejin geçeceği saati beklemeye başlıyoruz. Bol fotoğraf çekmek istiyoruz ancak çok kalabalık. Diğer yandan nereye baksak ayrı, güzel bir kare görünüyor. Rehberimiz hırsızlığa karşı uyardığı için çanta, telefon, fotoğraf makinesi hepsi birbirine bağlı vaziyette. Her sene karnavalın bir teması oluyormuş bu seneki ne bilin bakalım? Çok kolay herkesin ilk aklına gelen şey Yunanistan ekonomik krizi. Aynen o şekilde kortej arabaların üstündeki maketler ya Euro sembollü, ya da Yunanistan bayrağını çeşitli sirk hayvanı sembollerinin üstüne konumlandırarak “bizi bu hale getirdiniz işte!” diyor Yunan halkı. Haklılar ya da haksızlar. Gerçi tembelliklerini ve Avrupa Birliğinin şımarık çocuğu olduklarını yedi düvel biliyor ama olsun biz yine de seviyoruz Yunanı.

Fotoğraf meraklıları için biçilmiş kaftan İskeçe Karnavalı. Seneye planınıza alın derim. Şansımıza hava da çok güzeldi, ne üşüttü, ne ıslattı, keyifli bir kış günü yaşattı.

Dünyada da pek çok karnaval var merakla izlediğim. Herkesin bildiği Rio Karnavalı belki de çok kişinin hayalini süslüyor. Diğerlerine de hızlıca bakalım.

1. Santa Cruz de Tenerife (15-26 Şubat)

 Santa Cruz’da Tenerife Venedik ve Rio Karnavalları yanında en iyilerden biri olarak anılıyor. Her yıl milyonlarca kişi bu sokak ve plaj partilerine katılmak için buraya hareket ediyor.

2. Cadiz- İspanya (16-26 Şubat)

On altıncı yüzyılın başından beri kutlanan en eski İspanyol karnavalı. Şehre en yakın havaalanı Seville havaalanı.

4. Las Palmas de Gran Canaria (3-21 Şubat)

5-Madrid – İspanya  (17-22 Şubat)

Her geçen yıl daha da önemli hale geliyor. Kostüm yarışması en ilgi çekici etkinliklerden biri.

6- Venedik -İtalya(04-21 Şubat)

On birinci yüzyıldan kalma dünyanın en eski karnavallarından. Başlangıçta Karnavaval üç ay sürüyormuş.  Maskeler ve kostümler herkesi eşit duruma getirmiş ve kısa bir süreliğine de olsa sınıf ayırımını ortadan kaldırmış.

7. Rio de Janeiro – Brezilya (17-21 Şubat)

İşte dünyanın en ünlü karnavalı. Efsanevi Brezilya Samba ruhu tüm şehiri kaplıyor.

8 .New Orleans Mardi Gras – Amerika (18-21 Şubat)

New Orleans karnavalı da buraya göç eden Fransızlardan miras kalmış. Bu karnavalın özelliği insanların kostümler giymesinden çok çıplak olarak sokaklarda dans etmeleri. İlginç olabilir.

9- Trinidad ve Tobago Karnavalı (16-20 Şubat)

Trinidad ve Tobago karnavalı insanların dünyayı nasıl birleştirebileceğinin en güzel örneği. Bu küçük ülkede Karnavalın tarihi 1785’e uzanıyor.

Dünyada farklı kültürleri anlamak, farklı eğlence anlayışlarına yaklaşmak için ideal etkinlikler. Uçak bileti ve oteli organize edip gitmemek için kimin ne bahanesi olabilir ki?

 

 

27. Şub, 2012

Selanik’in en iyi mezecisi

Selanik’in en iyi mezecisi
Selanik, Aristotales Meydanı

Selanik’e  ikinci, Yunanistan ülkesine ise 6. ziyaretim. Selanik’e ilk gidişimde  klasik bir İtalyan restoranında yemek yemiştim. Bu sefer daha bilinçliyiz. Yunan alfabesi ile yazılmış olan ismini kolaylıkla çözemesek de Ladadika meydanındaki Foul Tou Meze‘ye biraz da rastlantı sonucu ulaşıyoruz.  Mezelerin seçimi İpek’e bırakıyoruz. Nasıl olsa çeşit çeşit bir şeyler gelecek elbet damak tadıma uygun bir şey çıkacaktır. Oldukça yorgunuz, gün içinde de keyifli bir yemek yememişiz. O kadar eminim ki muhteşem lezzetlerle buluşacağımıza. Restoranın enerjisi, her köşesi zaten bunu belli ediyor. Dekorasyon çok keyifli. Garsonlar yakışıklı, hoş sohbet. Hızlıca önce Greek salad, humus, patlıcan közleme, lakerda, kalamar tava, haydari, kabaklı enteresan bir meze, kocaman mantarlar, ismini bilmediğim başka bir peynirli, portakallı, özel soslu bir salata, başka ne geldi hatırlamıyorum ancak pek çoğunda aklım kaldı.

Ben hariç ekibin diğer üyeleri Ouzo keyfinde, bense kırmızı şarap. Ahım şahım bir şarap değildi belki ama atmosfer, sohbet ve mezeler öyle güzeldi ki çok da önemi kalmadı şarabımın. Keyfimiz yerinde.  Güzel bir şekilde doyduktan sonra  hesap da bizi şaşırtıyor çünkü yediklerimizi ve içtiklerimizi tekrar saysam İstanbul’da bunun iki katını öderiz. Daha da keyifli kalıyoruz masamızdan. Selanik’e gidecekler için bu muhteşem dükkan kesinlikle tavsiyemdir.  Tek önerim karayolu ile gümrük kapısında çok vakit kaybediliyor, eziyeti sinir bozuyor. O nedenle uçak biletlerinizi erkenden organize edebilirseniz uygun fiyatla Selanik’te güzel bir hafta sonu geçirebilirsiniz.

23. Şub, 2012

Kayak tatili önerileri

Kayak tatili önerileri

Ya hastalık ya da vakitsizlik nedeniyle 2 senedir kayağa gidemiyorum. Bu sene de şu ana kadar gidebilmiş değilim ancak bu yazı ile hasretimi biraz gidermeyi planlıyorum. Bakarsınız alternatiflerden birinde bulurum kendimi.
Uçak bileti bulmak eskiye nazaran artık daha ekonomik bir biçimde gerçekleşse bile, otel fiyatları, yeme-içme, kayak takımları, ski pass ücretleri derken oldukça maliyetli bir “keyif” halini alıyor kayak.  Aslında biraz araştırınca daha uygun fiyatlı gidilebilecek merkezler bulmak mümkün. Nereler mi? Hemen bakalım.
Bormio, İtalya
Roma hamamlarıyla ünlü eski küçük bir kent. Yoğun bir kayak gününden sonra sıcak kaplıcalarında dinlenmek muhteşem olsa gerek. 3000 metre yükseklikte hem kayağa yeni başlayanlara uygun, hem de iyi derecede kayabilenler için çeşitli pistler var. Bölgede yer alan Santa Catarina, Livigno ve Bormio için ortak her pistte geçerli ski pass alınabiliyor. İstanbul’dan Milano’ya kolayca ucuz uçak bileti bulunabilir. Kalacak yer olarak da Chalet di Neve önerilebilir. Geceliği 50 Eurodan başlayan fiyatlarla.

Kopaonik, Sırbistan

Anneannemin memleketi Sırbistan. Balkanlar turu yapmak artık şart bana. Kopaonik Doğu Avrupa’nın en modern kayak merkezlerinden biri olmuş durumda. Hem orta hem de ileri düzeyde kayak yapabilenler için ideal. İstanbul’dan Türk Hava Yolları ile doğrudan Belgrad’a uçabilirsiniz. Kalacak yer olarak geceliği 35 Euro civarında olan The Villa Runolist önerilebilir.

Vogel, Slovenya
Muhteşem doğası ile Slovenya “aciller” listemde yer alıyor. Uygun fiyatlı bir uçak bileti bularak bu sene muhakkak gitmeliyim diye düşünüyorum. Yaz ya da kış. Slovenya’da bulunan Vogel ise romantik kayak merkezlerinden biri. Bohini gölüne bakan Triglav ulusal parkında yer alan Vogel’da güzel tesisler bulunuyor. Kayak ile birlikte Slovenya’nın güzel başkenti Ljubljana’yı  gezmeden olmaz. Konaklama için öneri Pension Stare 50 Euro’dan başlayan fiyatlarla.

Gulmarg, Keşmir, Hindistan
Hayalimdeki diğer bir ülke de Hindistan.  Hindistan ne alaka diyenleri duyar gibiyim. Hem Goa sahilleri hem de kuzey Hindistan ölmeden önce görülmesi gereken yerlerden biri. Hindistan’a uçuş biraz daha pahalı ancak macera sevenler için biçilmiş kaftan. Himalaya eteklerinde yer alan Keşmir köyü gitgide daha fazla ziyaretçi çekmekte. Belki dünyanın en güvenilir yerleri değil ama macera, geleneksel Hint yemekleri, ruhani bir ülke. Çekilebilecek fotoğrafları düşünsenize. Aklım gidiyor benim. Yeni Delhi üzerinden Srinagar’a uçarak buraya ulaşılabilir. Bence değişik bir seyahat olur.  Konaklama için öneri The Alpine Ridge Otel’in fiyatı, oda başına 60 Euro.
Yazıyla ilgili Avrupa’da yaşayan bir dostumdan yardım aldığımı iftiharla belirtirim.
Ülkemizde adını daha sık duymaya başladığımız merkezleri de unutmayalım. Sarıkamış, Palandöken, Erciyes…

Toplam 15 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345...10...Son »